Kendine karşı tutarlı olmak ne demek ?

Onur

New member
Kendine Karşı Tutarlı Olmak: İçsel Bütünlük ve Gerçek Dünyadan Örnekler

Herkese merhaba! Bugün biraz farklı bir konuya değinmek istiyorum: Kendine karşı tutarlı olmak. Hepimiz hayatımızda bir şekilde “kendine karşı tutarlı olmalısın” cümlesini duymuşuzdur, fakat gerçekten ne demek bu? Nasıl bir şeydir ve neden bu kadar önemlidir? Kendi hayatımda da sıkça karşılaştığım bir soru bu, sizler de denk gelmişsinizdir belki. Kendisini bulmaya çalışan, değerlerinden ödün vermeyen, ama aynı zamanda toplumsal baskılar ve dış faktörler yüzünden zorlanan kişilerle karşılaştığımda, bu konuda daha fazla düşünmeye başladım. Gelin, hem pratik verilerle hem de gerçek yaşam hikayeleriyle, kendine karşı tutarlı olmanın ne anlama geldiğini tartışalım.

Kendine Karşı Tutarlı Olmak Ne Demek? Temel Tanım ve Pratik Yansıması

Kendine karşı tutarlı olmak, aslında kişinin kendi iç değerleriyle, inançlarıyla, hedefleriyle ve eylemleriyle uyum içinde olması demektir. Bu, dış dünyaya ve çevresel koşullara bakılmaksızın, kişinin kendi yaşamını belli bir düzende, kendi doğruları doğrultusunda sürdürmesi olarak özetlenebilir. Bunu, herhangi bir karar alırken veya bir adım atarken, içsel değerlerimizle dışarıdaki koşullar arasında bir çatışma yaşamamak olarak da açıklayabiliriz.

Pratikte kendine tutarlı olmak, çoğu zaman zordur çünkü bazen hayat bize bir şeyler dayatır ve bu dayatmalara karşı durabilmek güç olabilir. Ancak, tutarlılık bir içsel güçtür. Örneğin, bir iş görüşmesinde, güçlü bir iş adayının aslında ne tür bir iş yapmak istediğiyle, başvurduğu pozisyonun gereksinimlerinin uyum içinde olması gerekir. Eğer adayın başvurusu, kendi değerleriyle ters düşüyorsa, tutarsızlık yaşanır.

Erkeklerin Perspektifinden: Pratik ve Sonuç Odaklı Bir Yaklaşım

Erkekler genellikle tutarlılığı daha çok hedefe ulaşmaya yönelik, sonuç odaklı bir kavram olarak görürler. Birçok erkek için tutarlılık, belirli bir amaca odaklanmayı ve bu amaca ulaşmak için gereken tüm adımları atmayı içerir. Kendine karşı tutarlı olmak, bir hedefe ulaşmak adına gerekli olan çabayı sürekli kılmak demektir. Bunun yanı sıra, sosyal baskılar ve çevresel faktörler bir erkek için önemli olabilir, ancak bu baskıların hedeflerine odaklanmasına engel olmaması gerektiğini düşünür.

Bir iş yerinde, kişisel olarak belirlediği bir başarı hedefi doğrultusunda, erkekler bazen çevresel faktörleri göz ardı ederek yalnızca sonuçlara ulaşmaya odaklanabilir. Bu noktada, "kendine karşı tutarlı olmak" kelimesi, ona bir strateji, bir iş planı ve disiplin anlamına gelir. Hedefe odaklanmak ve o hedefe giden yolda kararlı olmak, kendine karşı tutarlı olmanın pratikteki tezahürüdür.

Mesela, bir yazılım geliştiricisi olduğunu varsayalım. O kişi, kendi belirlediği kişisel başarı hedeflerine odaklanmış ve sadece bu hedeflere ulaşmaya yönelik adımlar atmıştır. Dış dünyadan gelen her türlü engellemeye rağmen, bir şekilde amacına yönelmiş ve tutarlılığını korumuştur. Buradaki tutarlılık, sadece kendi içinde bir değerler bütünlüğü değil, aynı zamanda bir “başarı arayışı” ile de yakından ilişkilidir.

Kadınların Perspektifinden: Toplumsal Bağlar ve Duygusal Tutarlılık

Kadınlar içinse, kendine karşı tutarlı olmak genellikle daha duygusal ve toplumsal bağlarla şekillenir. Kadınlar, tutarlılığı sadece içsel değerler ve hedeflerle değil, aynı zamanda başkalarına ve çevresine karşı gösterdikleri tutumla da ilişkilendirirler. Birçok kadın, kendine karşı tutarlı olmanın, sadece kişisel hedeflere ulaşmakla değil, aynı zamanda çevresindeki insanlarla olan ilişkilerde de tutarlılığı sürdürebilmek olduğunu düşünür.

Örneğin, bir kadının ailevi sorumlulukları ve sosyal ilişkilerle ilgili yapması gerekenler, kişisel hedefleriyle bazen çatışabilir. Ancak bu çatışma, kadının değerlerine göre yönlendirilir. Aile içindeki rollerini, toplumsal beklentileri, duygusal bağları düşünerek tutarlılık sağlamaya çalışır. Bazen de bu tutarlılığı, çevresindeki insanları korumak, onların değerlerine saygı göstermek ya da toplumun iyiliği için yönlendirmek olarak görürler.

Bir kadın, iş yerinde her ne kadar kariyer hedefleri koysa da, aynı zamanda sosyal sorumluluklarını ve ilişkilerini de dengelemeye çalışacaktır. Aileye, arkadaşlara ya da topluma karşı duyduğu sorumluluklar, onun tutarlılığını şekillendirir. Kadınlar için kendine tutarlı olmak, sadece kendi hayatını değil, başkalarının hayatını da dengeleyebilmek anlamına gelir.

Kendine Karşı Tutarlı Olmanın Zorlukları ve Gerçek Yaşam Hikâyeleri

Kendine karşı tutarlı olmak, her zaman kolay bir şey değildir. Gerçek yaşamda, bir kişinin değerleri ile toplumun dayattığı normlar arasında sıkça çatışmalar yaşanır. Örneğin, genç yaşta bir kadının başarılı bir iş hayatı kurmak için şehir dışında çalışması gerektiğinde, ailevi sorumluluklar ve toplumsal beklentiler arasında bir gerilim ortaya çıkabilir. Ancak, bu kişi içsel değerleriyle tutarlı kalmaya çalışır, çünkü başarıya ulaşmanın, sadece kişisel hedefler doğrultusunda değil, toplumsal sorumluluklara da hizmet etmesi gerektiğini düşünür.

Bir erkeğin ise, yalnızca başarı hedeflerine odaklanması ve bu doğrultuda tutarlılık göstermesi, bazen çevresindeki insanları ihmal etmesine yol açabilir. Örneğin, bir iş adamı, işine tüm gücüyle odaklanırken, ailevi bağlarını ihmal edebilir. Bu durumda, tutarlılık, bazen kişisel başarıya giden yolun, insan ilişkileri açısından tutarsızlık yaratması anlamına gelebilir.

Peki sizce kendine karşı tutarlı olmak, her zaman içsel değerlerle mi yoksa dışsal başarılarla mı ilgilidir? Erkeklerin pratik tutarlılık anlayışı ile kadınların toplumsal tutarlılık anlayışı arasındaki farklar, bireylerin yaşamını nasıl şekillendirir? Bu konudaki deneyimlerinizi ve fikirlerinizi paylaşmanızı çok isterim. Hadi tartışalım!