P 0.05 ne anlama gelir ?

Selen

New member
P<0.05: Bilimsel İstatistiklerin "Sihirli" Sayısı

“Peki, P<0.05 ne demek, yani bu kadar önemli mi?”

Bunu soran kişi, adeta bir bilimsel tartışma salonunda kaybolmuş gibiydi. Gözlerindeki o “Benim buradan sağ çıkmam gerek” ifadesini hemen fark ettim. Zeynep, yıllardır sahne arkasında bekleyen o sessiz soruyu nihayet sordu. Bir an, ona şunu söyledim: "P<0.05 bir noktada hayatını değiştirebilir, yani bir şişe şarap gibi! Azcık… ama çok etkili!" Tabii ki, bu konuda biraz mizahi bir yaklaşım sergiledim, ama hakikaten bu sayı biraz gizemli. Peki, sizce ne anlama geliyor?

İstatistikçiler, bilim insanları ve hatta birkaç kafa karıştırıcı çalışma yapmış bir grup insan, bu sembolü hemen anlarlar. Ama normal bir insan, o kadar da anlamlı olmayan bir şeyle karşılaşıyorsa, bu durum biraz garip olabilir. Zeynep’i görünce fark ettim, bu "P değeri" biraz sıradan bir terim değil, gerçekten çok daha derin bir anlam taşıyor.

P<0.05: Tüm Bu ‘0.05’ Meselesi Nedir?

Sizin için açıklayayım: P<0.05, bilimsel bir deneyde ya da analizde, "bu bulgu, tesadüfen ortaya çıkmış olamaz" demek. Yani, elde ettiğiniz sonuçlar bir tesadüf değil, gerçekten anlamlı. Basit bir şekilde, yüzde 95 güvenle “evet, bu fark var” diyebilirsiniz. Yani, 100 defa denediğinizde, 95'inde bu sonuca ulaşmanız bekleniyor.

Ama işin asıl sırrı şu: P değeri, aslında matematiksel bir testin sonucu. P değeri küçükse, elde ettiğiniz sonuçların rastlantısal olmadığını gösterir. Düşük bir P değeri, yani P<0.05, "bu sonuç büyük ihtimalle gerçek" demektir. Tabii ki bu basit açıklama; gerçek dünyada işler biraz daha karmaşık olabilir.

Kadınlar, Erkekler ve P Değerleri: Duygusal Yaklaşımlar ve Stratejiler

Burada eğlenceli bir örnek verelim. Zeynep, her zaman doğruyu söyleyen, ilişkilerine dair derin düşüncelere sahip bir kadındır. Bir akşam, Elif ve ben Zeynep’e "P<0.05'in ne olduğunu anlatabilir misin?" diye sorduk. O, gözlüklerini düzelterek derin bir nefes aldı ve "Tabii ki!" dedi. Zeynep’in yaklaşımı, her zaman biraz duygusal zekâ içerir. Kendisini bilimsel bir dünya yerine, ilişki kurma alanında ifade ederdi. O, bu sayıyı bir bağlamda anlattı: "İstatistiksel olarak, bir ilişkiyi doğru analiz etmek gibi düşünün, peki?" dedi ve gülerek ekledi: "İlişkilerde de böyle; bazen güven de P<0.05'tir!"

Zeynep'in yaklaşımı, ilişkilerdeki duygusal zekâ ve empatiyi ön plana çıkaran bir bakış açısını simgeliyor. Bence, P<0.05’i, "yakın hissettiğimiz ve güven duyduğumuz bir ilişkideki kararlılığımız" gibi düşünmek, doğru olabilir.

Elif ise, tıpkı bir bilim insanı gibi, işin çözüm odaklı yönüne odaklanarak, "Bunun olmasının nedeni yalnızca matematiksel ve mantıklı bir açıklamadır," dedi. "P<0.05, aslında yapılacak analizlerin doğruluğunu netleştirir, riskleri de ortadan kaldırır!" dedikten sonra kafasında birçok strateji geliştirmeye başladı. Elif’in bu yaklaşımı stratejik ve analitikti. Bu, bilimsel bir deneyin sonuçlarını anlamak adına önemli bir bakış açısıydı.

Zeynep ve Elif, aslında bizlere iki farklı bakış açısını sunuyordu. Zeynep’in yaklaşımı, insanların duygusal ve ilişkisel yönlerini anlamaya dayalıydı, Elif ise daha analitik ve çözüm odaklıydı. Peki, her iki bakış açısı da doğru muydu? Zeynep, P<0.05’in ilişkilerde güvenli olmanın bir yolu olduğunu söylerken, Elif daha çok veriye dayalı bir güvenlik alanı oluşturuyordu.

Bilimsel Güven ve P<0.05’in Toplumsal Yansıması

Zeynep’in ve Elif’in bakış açıları, aslında toplumsal güvenin nasıl evrildiğini yansıtıyordu. Günümüzde bilimsel bulguların anlamlı sayılabilmesi için P<0.05 değeri sıklıkla kullanılıyor. Bu, toplumda "güvenilir bilgi"ye ulaşmak için de önemli bir kriter haline geldi. Her şeyin bir anlam taşıması için, "tesadüf olma olasılığı"nın 5%’ten düşük olması gerektiği fikri, bilimin rasyonel dünyasında işliyor.

Peki, P<0.05’i sadece sayılarla mı anlamalıyız? Toplumsal normlarda ve ilişkilerde de belirli bir güveni sağlayan bir düzey var mı? Yani, her şeyin anlamlı olması için tek bir kriter var mı? İşte Zeynep ve Elif’in yaklaşımları, bu konuda düşündürücü. Bir yanda sayılarla güvenilirlik, diğer yanda ilişkilerde duygusal güven... Arada nasıl bir denge kurabiliriz?

P<0.05’in Sonraki Adımları: Gerçekten Güvenebilir Miyiz?

Günümüzde bilimin öne çıkardığı P<0.05 kuralı, her zaman bir anlam taşır, ama bu, her zaman mutlak doğruyu gösterir mi? Ya da belki de daha derin analizlere mi ihtiyaç var? Çünkü bir sonuç ne kadar anlamlı olursa olsun, gerçek dünyada birçok faktör etkili olabilir.

Peki sizce, P<0.05 her zaman güvenilir bir gösterge midir? İstatistiksel anlamlılık, her zaman pratikte işe yarar mı? İstatistiksel bir anlam taşıyan bir bulguyu, toplumsal ya da bireysel hayatta nasıl kullanabiliriz? Duygusal zekâ ve strateji, birbiriyle ne kadar örtüşebilir?

Bu yazıyı okurken, P<0.05'in sadece bilimsel bir terim değil, aslında yaşamın her yönünde nasıl bir denge yaratabileceğimizi sorgulamaya davet ediyoruz.