Efe
New member
Eşiyle ters ilişkiye girmek günah mıdır? Konunun en çok karıştırılan noktası
Bu konu hakkında forumlarda dolaşırken insanın karşısına birbirinden tamamen farklı cevaplar çıkabiliyor. Kimi “Eşler arasında her şey serbesttir” diyor, kimi doğrudan “haramdır” diye cevap veriyor, kimi de Bakara 223. ayette geçen “dilediğiniz gibi” ifadesini gerekçe göstererek farklı bir yorum ortaya koyuyor. Bence meselenin zor tarafı da tam burada başlıyor: Dinî bir hükmü yalnızca tek bir cümleye bakarak anlamaya çalıştığımızda, Kur’an, hadis, fıkıh ve tarih arasındaki bağlantıları kaçırabiliyoruz.
Burada “ters ilişki” ifadesiyle kastedilenin, eşler arasında anal birleşme olduğunu baştan belirtmek gerekiyor. İslamî açıdan yaygın ve klasik fıkıh görüşü, bunun evlilik içinde dahi caiz olmadığı yönündedir. Mısır Darü’l-İftâsı da eşler arasındaki cinsel ilişkinin genel olarak karşılıklı rıza ve zarar vermeme ilkeleri içinde değerlendirildiğini, ancak anal ilişkinin bu genel iznin dışında tutulduğunu açıkça belirtmektedir.
Fakat bu sonuca nasıl gelindiği, ayetin ne anlattığı ve günümüzde sağlık açısından konunun neden ayrıca tartışıldığı çok daha ilginç bir mesele.
Bakara 223. ayet gerçekten “her türlü ilişkiye izin” mi veriyor?
Tartışmaların önemli bir bölümü Bakara suresi 223. ayet etrafında dönüyor:
“Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın...” şeklinde çevrilen ayetteki “dilediğiniz gibi” ifadesi ilk bakışta oldukça geniş bir izin gibi anlaşılabiliyor. Ancak burada “tarla” anlamındaki harth kelimesinin yorumlanması belirleyici hale geliyor. Ayetin klasik tefsir geleneğindeki açıklamalarında, “önden veya arkadan” şeklindeki farklı pozisyonların mümkün olduğu, fakat ilişkinin üreme organında gerçekleşmesi gerektiği yönündeki yorum öne çıkıyor. Quran.com'daki klasik tefsir derlemesinde de bu yorum açık biçimde aktarılıyor.
Buradaki ayrım aslında oldukça önemli: “Arkadan yaklaşmak” ile “anal birleşme” aynı şey değildir.
Bir eşin diğer eşe arkadan yaklaşması, ilişkinin anatomik olarak vajinal olması halinde klasik yorumlarda ayetin kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Sahih Müslim'deki ilgili rivayet de ayetin, ilişkinin pozisyonuyla ilgili bir tartışma bağlamında indiğini aktarır.
Dolayısıyla ayetteki “dilediğiniz gibi” ifadesini “cinsel ilişkinin anatomik sınırı yoktur” şeklinde yorumlamak, klasik İslam hukukunun yaptığı ayrımı gözden kaçırıyor.
Bence forum tartışmalarında en sık yapılan hata tam da bu: Bir ayeti kendi günlük dilimizdeki anlamıyla okuyup, ayetin indiği dönemdeki dil ve tefsir bağlamını hesaba katmamak.
Hadisler neden bu kadar belirleyici?
Klasik fıkıh açısından anal ilişkinin yasak kabul edilmesinin temel dayanaklarından biri, bu konuda aktarılan hadislerdir. Eşler arasındaki anal ilişkiyi açık biçimde yasaklayan rivayetler hadis literatüründe yer almıştır. Bu nedenle mesele yalnızca Bakara 223. ayetin tek başına nasıl çevrileceği üzerinden ele alınmamıştır.
Örneğin İslam hukukuna dair yaygın klasik yaklaşımda, eşinin makatından cinsel ilişkiye giren kişiye yönelik ağır ifadeler içeren rivayetler delil olarak kullanılmıştır. Günümüzde Mısır Darü’l-İftâsı da bu rivayetleri ve fıkıh geleneğini esas alarak hükmün haram olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Burada ayrıca önemli bir metodolojik ayrım yapmak gerekiyor. “Kur’an'da açıkça şu kelimelerle yasaklanmıştır” demek ile “İslam hukukunda Kur’an ve sünnet birlikte değerlendirilerek haram kabul edilmiştir” demek aynı şey değildir.
İslam hukukunun çalışma yöntemi zaten yalnızca Kur’an'daki doğrudan emirlerden ibaret değildir. Hadis, sahabe uygulamaları, dil analizi, kıyas ve mezhep usulleri de hükümlerin oluşumunda rol oynamıştır.
Tarihsel açıdan bu hüküm nasıl şekillendi?
İslam'ın ilk döneminden sonraki yüzyıllarda cinsellik konusu, bugünkü “özel hayat” kavramından farklı biçimde ele alınıyordu. Klasik fıkıh eserlerinde nikâh, temizlik, gusül, mahremiyet ve cinsel hayat gibi konular ayrıntılı biçimde tartışılıyordu. Modern anlamda “cinsel sağlık” diye ayrı bir disiplin bulunmasa da cinsel davranışların dinî ve tıbbî boyutları hakkında ciddi bir literatür vardı. Akademik araştırmalar, İslam dünyasında cinselliğin fıkıh ve tıp literatüründe uzun süre ele alınan bir konu olduğunu gösteriyor.
Burada ilginç bir tarihsel nokta var: Klasik hukuk metinlerindeki “liwât” kavramı ile günümüzde kullandığımız “eşcinsellik” kavramını birebir eşitlemek doğru değildir. Akademik çalışmalar, klasik hukukçuların özellikle belirli cinsel fiillere odaklandığını ve modern kimlik kategorilerinin o dönemin hukuk sistemine doğrudan taşınamayacağını vurguluyor.
Bu ayrım önemli çünkü geçmişteki bir hukuk kavramını bugünkü psikolojik, sosyolojik veya kimlik temelli kavramlarla aynı kabul etmek tarihsel açıdan yanıltıcı olabilir.
Mezhepler ve hukuk geleneği açısından durum ne?
Sünni fıkıh geleneğinde eşler arasındaki anal ilişkinin caiz olmadığı yönündeki görüş çok güçlü biçimde yerleşmiştir. Bununla birlikte İslam hukuk tarihinin genelinde her ayrıntının tamamen tek biçimde ele alındığını söylemek de doğru olmaz.
Özellikle klasik hukukçuların cinsel fiillerin tanımı, bunların hangi hukukî kategoriye girdiği ve hangi yaptırımlara tabi olacağı konusunda farklı yöntemleri olmuştur. Akademik araştırmalar, erken dönem hukukçularının kavramları tanımlarken farklı ölçütler kullandıklarını ve zaman içinde bu görüşlerin sistemleştiğini gösteriyor.
Bu nedenle “İslam tarihinde bütün âlimler her konuda aynı şeyi söyledi” şeklindeki cümleler tarihsel açıdan fazla basitleştirici kalıyor. Ancak eşler arasındaki anal ilişki konusunda günümüzde etkili olan Sünni fıkıh çizgisinin hükmü oldukça nettir: caiz görülmemektedir.
Peki eşler arasında rıza varsa hüküm değişir mi?
Burası bence konunun en önemli noktalarından biri.
Modern ilişkilerde “iki yetişkin karşılıklı olarak istiyorsa mesele bitmiştir” düşüncesi oldukça yaygın. Seküler hukuk ve bireysel özgürlük açısından bu yaklaşım bazı alanlarda temel bir ilke olabilir. Fakat dinî hukuk açısından “karşılıklı rıza” tek başına her davranışı helal hale getiren bir ilke değildir.
Örneğin iki eşin karşılıklı olarak bazı dinî yasakları yapmak istemesi, o davranışı otomatik olarak helal hale getirmez. Çünkü burada rıza ile helallik birbirinden farklı kavramlardır.
Öte yandan rıza başka açıdan yine son derece önemlidir. Haram kabul edilen bir fiilin dışında kalan cinsel davranışlarda eşlerden birinin baskı altında bırakılması, korkutulması veya zorlanması ayrıca ahlaki ve ilişki açısından ciddi sorunlar doğurabilir.
Bu konu hakkında forumlarda dolaşırken insanın karşısına birbirinden tamamen farklı cevaplar çıkabiliyor. Kimi “Eşler arasında her şey serbesttir” diyor, kimi doğrudan “haramdır” diye cevap veriyor, kimi de Bakara 223. ayette geçen “dilediğiniz gibi” ifadesini gerekçe göstererek farklı bir yorum ortaya koyuyor. Bence meselenin zor tarafı da tam burada başlıyor: Dinî bir hükmü yalnızca tek bir cümleye bakarak anlamaya çalıştığımızda, Kur’an, hadis, fıkıh ve tarih arasındaki bağlantıları kaçırabiliyoruz.
Burada “ters ilişki” ifadesiyle kastedilenin, eşler arasında anal birleşme olduğunu baştan belirtmek gerekiyor. İslamî açıdan yaygın ve klasik fıkıh görüşü, bunun evlilik içinde dahi caiz olmadığı yönündedir. Mısır Darü’l-İftâsı da eşler arasındaki cinsel ilişkinin genel olarak karşılıklı rıza ve zarar vermeme ilkeleri içinde değerlendirildiğini, ancak anal ilişkinin bu genel iznin dışında tutulduğunu açıkça belirtmektedir.
Fakat bu sonuca nasıl gelindiği, ayetin ne anlattığı ve günümüzde sağlık açısından konunun neden ayrıca tartışıldığı çok daha ilginç bir mesele.
Bakara 223. ayet gerçekten “her türlü ilişkiye izin” mi veriyor?
Tartışmaların önemli bir bölümü Bakara suresi 223. ayet etrafında dönüyor:
“Kadınlarınız sizin tarlanızdır; tarlanıza dilediğiniz gibi varın...” şeklinde çevrilen ayetteki “dilediğiniz gibi” ifadesi ilk bakışta oldukça geniş bir izin gibi anlaşılabiliyor. Ancak burada “tarla” anlamındaki harth kelimesinin yorumlanması belirleyici hale geliyor. Ayetin klasik tefsir geleneğindeki açıklamalarında, “önden veya arkadan” şeklindeki farklı pozisyonların mümkün olduğu, fakat ilişkinin üreme organında gerçekleşmesi gerektiği yönündeki yorum öne çıkıyor. Quran.com'daki klasik tefsir derlemesinde de bu yorum açık biçimde aktarılıyor.
Buradaki ayrım aslında oldukça önemli: “Arkadan yaklaşmak” ile “anal birleşme” aynı şey değildir.
Bir eşin diğer eşe arkadan yaklaşması, ilişkinin anatomik olarak vajinal olması halinde klasik yorumlarda ayetin kapsamı içinde değerlendirilmiştir. Sahih Müslim'deki ilgili rivayet de ayetin, ilişkinin pozisyonuyla ilgili bir tartışma bağlamında indiğini aktarır.
Dolayısıyla ayetteki “dilediğiniz gibi” ifadesini “cinsel ilişkinin anatomik sınırı yoktur” şeklinde yorumlamak, klasik İslam hukukunun yaptığı ayrımı gözden kaçırıyor.
Bence forum tartışmalarında en sık yapılan hata tam da bu: Bir ayeti kendi günlük dilimizdeki anlamıyla okuyup, ayetin indiği dönemdeki dil ve tefsir bağlamını hesaba katmamak.
Hadisler neden bu kadar belirleyici?
Klasik fıkıh açısından anal ilişkinin yasak kabul edilmesinin temel dayanaklarından biri, bu konuda aktarılan hadislerdir. Eşler arasındaki anal ilişkiyi açık biçimde yasaklayan rivayetler hadis literatüründe yer almıştır. Bu nedenle mesele yalnızca Bakara 223. ayetin tek başına nasıl çevrileceği üzerinden ele alınmamıştır.
Örneğin İslam hukukuna dair yaygın klasik yaklaşımda, eşinin makatından cinsel ilişkiye giren kişiye yönelik ağır ifadeler içeren rivayetler delil olarak kullanılmıştır. Günümüzde Mısır Darü’l-İftâsı da bu rivayetleri ve fıkıh geleneğini esas alarak hükmün haram olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Burada ayrıca önemli bir metodolojik ayrım yapmak gerekiyor. “Kur’an'da açıkça şu kelimelerle yasaklanmıştır” demek ile “İslam hukukunda Kur’an ve sünnet birlikte değerlendirilerek haram kabul edilmiştir” demek aynı şey değildir.
İslam hukukunun çalışma yöntemi zaten yalnızca Kur’an'daki doğrudan emirlerden ibaret değildir. Hadis, sahabe uygulamaları, dil analizi, kıyas ve mezhep usulleri de hükümlerin oluşumunda rol oynamıştır.
Tarihsel açıdan bu hüküm nasıl şekillendi?
İslam'ın ilk döneminden sonraki yüzyıllarda cinsellik konusu, bugünkü “özel hayat” kavramından farklı biçimde ele alınıyordu. Klasik fıkıh eserlerinde nikâh, temizlik, gusül, mahremiyet ve cinsel hayat gibi konular ayrıntılı biçimde tartışılıyordu. Modern anlamda “cinsel sağlık” diye ayrı bir disiplin bulunmasa da cinsel davranışların dinî ve tıbbî boyutları hakkında ciddi bir literatür vardı. Akademik araştırmalar, İslam dünyasında cinselliğin fıkıh ve tıp literatüründe uzun süre ele alınan bir konu olduğunu gösteriyor.
Burada ilginç bir tarihsel nokta var: Klasik hukuk metinlerindeki “liwât” kavramı ile günümüzde kullandığımız “eşcinsellik” kavramını birebir eşitlemek doğru değildir. Akademik çalışmalar, klasik hukukçuların özellikle belirli cinsel fiillere odaklandığını ve modern kimlik kategorilerinin o dönemin hukuk sistemine doğrudan taşınamayacağını vurguluyor.
Bu ayrım önemli çünkü geçmişteki bir hukuk kavramını bugünkü psikolojik, sosyolojik veya kimlik temelli kavramlarla aynı kabul etmek tarihsel açıdan yanıltıcı olabilir.
Mezhepler ve hukuk geleneği açısından durum ne?
Sünni fıkıh geleneğinde eşler arasındaki anal ilişkinin caiz olmadığı yönündeki görüş çok güçlü biçimde yerleşmiştir. Bununla birlikte İslam hukuk tarihinin genelinde her ayrıntının tamamen tek biçimde ele alındığını söylemek de doğru olmaz.
Özellikle klasik hukukçuların cinsel fiillerin tanımı, bunların hangi hukukî kategoriye girdiği ve hangi yaptırımlara tabi olacağı konusunda farklı yöntemleri olmuştur. Akademik araştırmalar, erken dönem hukukçularının kavramları tanımlarken farklı ölçütler kullandıklarını ve zaman içinde bu görüşlerin sistemleştiğini gösteriyor.
Bu nedenle “İslam tarihinde bütün âlimler her konuda aynı şeyi söyledi” şeklindeki cümleler tarihsel açıdan fazla basitleştirici kalıyor. Ancak eşler arasındaki anal ilişki konusunda günümüzde etkili olan Sünni fıkıh çizgisinin hükmü oldukça nettir: caiz görülmemektedir.
Peki eşler arasında rıza varsa hüküm değişir mi?
Burası bence konunun en önemli noktalarından biri.
Modern ilişkilerde “iki yetişkin karşılıklı olarak istiyorsa mesele bitmiştir” düşüncesi oldukça yaygın. Seküler hukuk ve bireysel özgürlük açısından bu yaklaşım bazı alanlarda temel bir ilke olabilir. Fakat dinî hukuk açısından “karşılıklı rıza” tek başına her davranışı helal hale getiren bir ilke değildir.
Örneğin iki eşin karşılıklı olarak bazı dinî yasakları yapmak istemesi, o davranışı otomatik olarak helal hale getirmez. Çünkü burada rıza ile helallik birbirinden farklı kavramlardır.
Öte yandan rıza başka açıdan yine son derece önemlidir. Haram kabul edilen bir fiilin dışında kalan cinsel davranışlarda eşlerden birinin baskı altında bırakılması, korkutulması veya zorlanması ayrıca ahlaki ve ilişki açısından ciddi sorunlar doğurabilir.